YOLUMUZ AÇIK OLSUN
26/10/2007 21:06, 2007
Yolun açık olsun.!
Fakr u zarûret ve dertlerin var ki bir sürü, Ne gam, iyi bir yoldasın, hiç durmadan yürü; Yürü ki yollar ondan başlayıp onda biter, Ulaşabilirsen ona, o sana yeter...
Çehrenden bencileyin bir gurbet kaderi var, Her zaman duruşun gamlı, tavrında sitemkâr; Ah, bir inlese bağrındaki sineler zâr zâr, gelecektir mutlaka o beklenen nevbahar.
Kalbden kalbe yol...
Sırlar yumağı bir varlıktır insan,
O’ndan geldiği apaçık ayân;
Kalb kalble irtibatlı işte mizan,
Anlamaz bunu ayakta uyuyan…
Bu bir maskaralık olsa da
Hayat, kalb ve kafanın rengini aksettirir,
Ruh bugün aldığını yarın geri verir..
Hayat dileniyor O’ndan taş, toprak, ot, ağaç,
Sen de O’na yönel, ellerini hep O’na aç;
Lutfedip hazanı nevbahara çeviren O,
İsteyip dilemekse bir vasıta, bir araç
Hem gurbet hem yolculuktur insana bu ömür,
Koşar bir mukadder yolda hep nefes nefese.
Yürünen yolda bir belirsiz telaş köpürür;
Kulak verenler için öteden gelen sese,
Ne temaşa zevki sunar yolculuk herkese.
Kalk açıl enginliklere...
Dünyâ şimdilerde haince bir emele ram,
Bilmem ne zaman gerçekleşir ruhlarda kıyam..!
(1) Yorum yaz! Baglanti
YOL
7/9/2007 12:30, 2007
YOL
Kendine yorma her şeyi..
Kendi için güzel, iyi...
Zorlamadan mesafeyi,
Yolları sıkmadan yürü!
Hükmü mü var boyun enin,
İçten açıksa yelkenin.
Yollar içindedir senin,
Yollara çıkmadan yürü.
Hiç kıyılır mı basmağa
Lâleye, gülle zambağa...
Öyle hafifle, toprağa
Gölge bırakmadan yürü!
Sormadan Aslı semtini
Doldur ışıkla testini..
Yen bu güreşte kendini;
El seni yıkmadan yürü!
Bir şakadır sıcak, soğuk...
Köprü yıkık ve yol bozuk
Olsa da, ey garip çocuk,
Sen-yine- bıkmadan yürü!
Ellere örtü gömleğin..
Gölge kuşan, güneş giyin...
Kuytularında isteğin
Şimşeğin çakmadan yürü!
Ufka düşen karaltıda
Bir gibidir yapıyla dağ..
Çevre karanlık olsa da
Lâmbanı yakmadan yürü!
Arif Nihat Asya
(0) Yorum yaz! Baglanti
Mataramda Tuzlu Su
26/7/2007 14:37, 2007

Mataramda Tuzlu Su - İsmet Özel
West Indies, Kızıl Elma, İtaki, Maçin!
Uzun yola çıkmaya hüküm giydim.
Beyazların yöresinde nasibim kalmadı
yerlilerin topraklarına karşı şuç işledim
zorbaların arasında tehlikeli bir nifak
uyrukların arasında uygunsuz biriyim
vahşetim
beni baygın meyvaların lezzetinden kopardı
kendime dünyada bir
acı kök tadı seçtim
yakın yerde soluklanacak gölge bana yok
uzun yola çıkmaya hüküm giydim.
Uzak nedir?
Kendinin bile ücrasında yaşayan benim için
gidecek yer ne kadar uzak olabilir?
Başım açık, saçlarımı ikiye
ortadan ayırdım
kimin ülkesinden geçsem
şakaklarımda dövmeler beni ele verecek
cesur ve onurlu diyecekler
halbuki suskun ve kederliyim
korsanlardan kaptığım gürlek nara
işime yaramıyor
rençberlerin o rahat
ve oturmuş lehçesinden tiksinirim
boynumda
bana yargı yükleyenlerin
utançlarından yapılma mücevherler
sırtımda sağır kantarı gizli bilgilerin
mataramdaki suya tuz ekledim, azığım yok
uzun yola çıkmaya hüküm giydim.
Bir hayatı, ısmarlama bir hayatı bırakıyorum
görenler üstünde iyi duruyor derdi her bakışta
askerken kantinden satın aldığım cep aynası
bazı geceler çıkarken
uçarı bir gülümseyişle takındığım muşta
gibi
lükslerim de burda kalacak
siparişi yargıcılar tarafından verilmiş
bu hayattan ne koku, ne yankı, ne de boya
taşımamı yasaklayan belgeyi imzaladım
burada bitti artık işim, ocağım yok
uzun yola çıkmaya hüküm giydim
(0) Yorum yaz! Baglanti






